Personalismo

Personalismo, Latin Amerika‘da siyasal önderleri yüceltip putlaştırma..

Latin Amerika’da siyasal partiler belirli inanç ya da amaçlardan çok bir öndere kişisel bağlılık temelinde kurulmuştur. Parti politikalarının hep önderlerin adıyla (örn. Peronista, Fidelista) belirtilmesi de bunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Meksika‘da personalismo’nun en iyi örneği, 1821-55 arasında ülkeye egemen olan General Antonio López de Santa Anna‘dır. Özellikle Dominik Cumhuriyeti ve Ekvador‘da derin siyasal sıkıntılara yol açmasına karşın, personalismo Latin Amerika tarihinde geçerliliğini korumuştur.

Personalismo, gene Latin Amerika’ya özgü caudillismo (caudillo denen diktatörlerin yönetimi) olgusuyla yakından ilişkilidir. Caudillo’lar 19. yüzyıldaki bağımsızlık hareketini izleyen siyasal istikrarsızlık döneminde güç kazanmıştır; o yüzden bu dönem, “caudillo’lar çağı” olarak anılır. Simón Bolívar bu tür önderlerin ilk örnekleri arasındadır. 19. yüzyılın sonlarında Arjantin ve Şili gibi bazı ülkelerde anayasal yönetimi kurumlaştırma yolunda önemli adımlar atılmışsa da, caudillismo Latin Amerika ülkelerinin ortak özelliği olarak 20. yüzyıla taşınmıştır. Juan Vicente Gómez döneminde (1908-35) Venezuela‘da olduğu gibi çok sert açık diktatörlük biçimini de alabilen caudillismo, Arjantin’deki Péron döneminde siyasal şef ideolojisi biçiminde varlığını sürdürmüştür. 19. yüzyılın öteki tanınmış caudillo’ları arasında, Juan Manuel de Rosas (Arjantin), Francisco Solano López (Paraguay) ve Andrés de Santa Cruz (Bolivya) sayılabilir. Arjantin ve Meksika gibi ülkelerde, merkezi yönetimin zayıf olduğu dönemlerde yerel caudillo’lar da ortaya çıkmıştır

Jiddu Krishnamurti

Çoğumuz ikinci el insanlar haline geldik. Okuyoruz, üniversiteye gidiyoruz, büyük oranda bilgi biriktiriyoruz. Bu bilgiler başka insanların düşündüklerinden ve söylediklerinden oluşuyor. Topladığımız bilgileri başkalarının söyledikleriyle kıyaslıyoruz. Orijinal hiçbir şey yok. Yalnızca tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz. Ve biri bize, “düşünce nedir, düşünmek nedir?” diye sorduğunda yanıt veremiyoruz…

Jiddu Krishnamurti